TÜRKİYE’DE ÇALIŞAN ANNELERİN DEĞERİ BİLİNMİYOR

Türkiye'de çalışan annelerin değeri bilinmiyor

Tüm annelerin ve kalben anne olanların Anneler Günü kutlu olsun!

Anneler Günü’nde stereotipleri güçlendirmemeye dikkat edilmesine ve  annelerin koşullarının geliştirilmesine dikkat çekmek istiyoruz. Güncel araştırmalardan oluşturduğumuz Türkiye’de Çalışan Anneler infografiği eşit işe eşit ücretten, iş ve özel yaşam dengesine çeşitli eşitsizliklere dikkat çekiyor. Bu eşitsizlikleri ortadan kaldırmak ve annelerin kariyerlerine devam etmelerini kolaylaştırmak sadece kadınlara değil, şirketlere ve ülkelere de faydalı.  Toplumsal cinsiyet eşitliğini geliştiren esnek çalışma programları, çocuk bakımı destekleri gibi kaynakları sağlamak, McKinsey Araştırması’na göre, 2030 yılında küresel GSYİH’ya tahmini 13 trilyon dolar ekleyebilir.

Çalışan anneler yetersizlik duygusuyla boğuşuyor, çocuk bakımı ve ev işi sorumluluğu genellikle üzerlerinde olduğu için kendilerine ayıracak zaman bulamıyor,  iş ve terfi fırsatlarından eşit yararlanamıyor. Önyargılar ve stereotiplerle kuşatılmış durumdalar. Kendilerini çalışma hayatı ve çocuk sahibi olmak arasında bir seçim yapmak zorunda hissedebiliyor, suçluluk duygusu duyabiliyorlar. Üstüne üstlük aynı işte çalıştıkları erkek bir meslektaşından daha düşük maaş almak, kariyerlerinde önlerinin kapalı olduğuna dair imalarla mücadele etmek, hem başarılı bir iş kadını, hem harika bir anne olmak için olağanüstü çaba harcamak kadınları oldukça zorluyor.

Anneler Günü kutlamaları ve hediyeler elbette ki hoş  jestler. Ancak annelerin değerini bilmek ve göstermek için yeterli değil; eğer davranışlarınız sözlerinizden farklı olursa. Aynı durum kuruluşlar için de geçerli. Anne olan çalışanlarınızın günlerini kutlarken, politika ve uygulamalarınızla da içinden geçtikleri zorlukları anladığınızı, onlara değer verdiğinizi gösteriyor musunuz? Yoksa kurumsal vatandaşlığın gerektirdiklerini yapmıyor, yasaları bile çiğniyor musunuz? Örneğin 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu 30. maddesine dayanılarak çıkarılan  “Gebe veya Emziren Kadınların Çalıştırılma Şartlarıyla Emzirme Odaları ve Çocuk Bakım Yurtlarına Dair Yönetmeliğin 13. Maddesi” ile  150’nin üzerinde kadın çalışanı olan işverenlere İşyerlerinde Emzirme Odası ve Kreş açma zorunluluğu getirmiştir. Ancak ülkemizde her şirket bu yükümlülüğünü yerine getirmemektedir.

Anne dostu şirketler ise kadınların iş hayatına devamını sağlamak için hamile koçluğundan maddi yardıma, özel izinlerden esnek ve evde çalışma seçeneklerine  kadar birtakım olanaklar sunuyor. Ayrıca ebeveyn izni ile babaların izin süresini artıran şirketler, çocuk bakımının sadece kadınların sorumluluğu olmadığını mesajını da güçlendirmiş oluyorlar. Anneliğin işe alım ve terfilerde bir engel olmaması için fırsat eşitliği politikalarını oluşturmakla birlikte, tüm çalışanlarına bilinçsiz önyargılar ve toplumsal cinsiyet eşitliği gibi eğitimler vererek kapsayıcı bir kültür gelişimine de yatırım yapıyorlar.

Bu Mayıs ayında, sizleri şirketlerinizi eşitlik lensinden değerlendirmeye davet etmek istiyoruz. Çalışan anneler destekleniyor mu, fırsatlardan eşit yararlanabiliyorlar mı, eşit işe eşit ücret alıyorlar mı, ruh sağlıklarını korumak ve iş ile özel hayat dengesi için çeşitli kaynaklara erişimleri var mı, cinsiyetçi önyargıların dönüşümü için sürekli eğitim programları düzenleniyor mu? Özetle çalışan annelerin değeri gerçekten biliniyor mu?

Arzu Pınar Demirel

Headline Diversity Kurucusu

 

 

 

Leave a comment