KAYNAK MERKEZİ

Toplumsal cinsiyet eşitliği için ilham veren film, belgesel ve diziler

BU HER ŞEYİ DEĞİŞTİRİYOR

Kadınların görülmediği, sesinin duyulmadığı, aşağılandığı filmler toplumsal cinsiyet eşitsizliğini yaygınlaştırıyor. Hollywood’un tanınmış oyuncuları ve yönetmenleri ile yapılan röportajlara yer verilen belgeselde, beyaz perdede kadınların nasıl yansıtıldığı gözler önüne seriliyor. Geena Davis, Meryl Streep, Rashida Jones, Reese Witherspoon, Sandra Oh, Jessica Chastain gibi isimler söz alıyor.

DAMIZLIK KIZIN ÖYKÜSÜ

Kanadalı yazar  Margaret Atwood’un feminist distopyası “Damızlık Kızın Öyküsü” isimli romanından uyarlanan dizide Amerika’da kurulan yeni bir rejimle kadınların tüm hakları ellerinden alınır. Erkek egemenliğinde ve bir kast sistemine göre sınıflandırılan rejimde, doğurgan kadınlar damızlık olmak üzere zorla alıkoyulurlar.

DİREN

Yirminci yüzyıl başlarında, seçme ve seçilme hakkı alabilmek için örgütlenen İngiltereli kadınların mücadelesini anlatan film, dönemin eşitsizliklerini sarsıcı bir şekilde ekrana taşıyor.  Çocukluk yıllarından beri çamaşırcı olarak çalışan Maud Watts, kadınların oy hakkıyla ilgili mücadele eden süfrajetlere katılır. “Köle olmaktansa isyankâr olmayı yeğlerim” diyen kadınların başlattığı Londra tarihinin ilk feminist hareketi büyük ses getirir.

EŞİTLİK SAVAŞÇISI

Film, Amerika Birleşik Devletleri Yüksek Mahkemesi yargıçlığını yapmış ve kadın hakları savunuculuğuyla ismini tarihe yazdıran Ruth Bader Ginsburg’un hayat hikayesini ele alıyor. Senaryonun Ginsburg’un öz yeğeni tarafından yazılmış olması, gerçeklere bağlı kalınan, zeki ve azimli, 70 yıl çalışarak kadın haklarında büyük etki bırakan bir hukukçunun gerçek mücadelesine tanık olmamızı sağlıyor.

EZELİ REKABET

1973 yılında oynanan dünyanın bir numarası Billie Jean King ile eski şampiyon Bobby Riggs arasındaki tenis maçı tarihe “The Battle of the Sexes” olarak geçti. Tenise ilgi çekmek ve para kazanmak için -medyanın da desteğiyle- kadın tenisçilere meydan okudu Riggs. ”Neden yenerim, biliyor musunuz? Çünkü o bir kadın ve duygusal olarak dengesiz!” diyordu. Tüm zamanların en çok izlenen spor karşılaşması  Riggs’in 3-0 yenilmesiyle sonuçlandı.

FEMİNİSTLER:ONLAR NE DÜŞÜNÜYORDU?

Fotoğrafçı Cynthia Macadams, 1970’lerde, Amerika’da feminist ikinci dalga hareketinin peşinden gitmiş kadınların kendilerini en özgür hissettikleri anı kaydediyor. 40 yıl sonra ise fotoğraflarını çektiği bazı kadınlarla buluşuyor. Netflix’de yayınlanan belgeselde, Jane Fonda, Lily Tomlin, Michelle Phillips gibi isimlerle söyleşiler yer alıyor.

GİZLİ SAYILAR

Film, 1960’lı yılların ilk yarısında NASA’da görev yapan üç siyah Amerikalı kadın matematikçinin gerçek hayat hikayesine odaklanıyor. Irk ayrımcılığının yoğun yaşandığı bir dönemde NASA’da çalışma fırsatı bulan Katherine, Mary ve Dorothy 3 dahi kadındır. Herkesten çok çalışmalarına rağmen karşılaştıkları eşitsizlikler, birbirlerine olan destekleri, ABD ve Sovyetler Birliği arsındaki uzay yarışının yoğun yaşandığı günlerdeki katkıları filmde.

KADIN

50 farklı ülkeden 2000 kadına ses veren bu yapım farklı kültürlerde yaşayan kadınların yaşamına göz atıyor. “Erkeklerin kadınların hayatlarını keşfetmesini, kadınların ise bu filmi bir kutlama gibi görmelerini istiyorum,” diyen filmin yönetmenlerinden Anastasia Mikova şöyle ekliyor: “Söyleşi yaptığım kadınların çoğu bana ‘Neden ben?’ diye sordu, ‘Git arkadaşıma ya da komşuma sor’ dedi. Umarım hepsi paylaşacak bir hikayesi olduğunun farkına varır”.

KADININ FENDİ

İngiltere’nin Dagenham kentindeki Ford fabrikasında 1968 yılında çalışan kadın işçiler,  sendikanın aynı düzeyde iş yapan erkekleri yarı vasıflı C sınıfına yerleştirirken, kadınları B sınıfı vasıfsız işçi sınıfına koymasını ve daha az maaş vermesini protesto etti.  Dagenham grevi, İstihdamdan Sorumlu Devlet Bakanı Barbara Castle’ın kadınlarla görüşmesi ve onları işe geri döndürmek için davalarını üstlenmesiyle sona erdi ve Birleşik Krallık’ta eşit işe eşit ücret yasasına giden yolu açtı.

KÜÇÜK KADINLAR

Louisa May Alcott’un klasikleşmiş romanından uyarlanan film 1860’lı yıllarda, İç Savaş sonrası Amerika’da yaşamını sürdürmeye çalışan dört kız kardeşin hikayesini anlatıyor. Birbirinden farklı karakter ve hayallere sahip olan kız kardeşler  zorlu ama sevgi dolu günlerden geçiyor; fakirlikle ve dönemin toplumsal cinsiyet rolleriyle karşı karşıya geliyor.

LESSONS IN CHEMISTRY

Apple TV+’nin dizisi, Bonnie Garmus’un aynı adlı romanından uyarlanan Lessons in Chemistry, 1950’lerin başında geçen ve toplumdaki cinsiyet rollerine meydan okuyan bir hikayeyi anlatıyor. Bilim insanı olma hayalini gerçekleştirmek isteyen Elizabeth Zott, dönemin ataerkil toplum yapısı içinde kendini televizyonda yemek programı sunarken bulur. Ancak yemek tariflerinden daha fazlasını öğretmeye başlar ve kadınların potansiyelini keşfetmelerine yardımcı olur.

MAID

Maid, şiddet dolu bir ilişkinin ardından kendi ve kızı Maddy için daha iyi bir hayat kurmak adına temizlik işçisi olarak çalışmaya başlayan bekâr anne Alex’in  öyküsünü anlatıyor. Hikaye, Alex’in temizliğe gittiği farklı evlerdeki ilişkiler, sığınma evindeki kurduğu bağlar ve güçlenme hikâyeleriyle taçlanıyor.

MODERN KADIN

Pınar, geleneksel bir aileden gelen ve İstanbul’da kendi ayakları üzerinde durmaya çalışan bir kadındır. Bir gıda firmasında marka müdür yardımcısı olarak çalışan Pınar, dışarıdan güçlü ve kararlı görünse de iç dünyasında ise aşkı, terfiyi ve kendi benliğini aramaktadır. Modern Kadın, kadınların modern yaşamla geleneksel değerler arasında yaşadığı çatışmaları, ev-iş-aşk üçgeninde karşılaştıkları ikilemleri ve kendilerini var etme çabalarını gerçekçi bir yaklaşımla anlatıyor.

MRS AMERICA

Netflix’de yayınlanan dizi Mrs. America, feminizmin yükselişini ve ABD’deki eşit haklar yasasının hazırlanışına giden süreci anlatıyor. Muhafazakarlığı savunan  Phyllis Schlafly, ünlü gazeteci Gloria Steinem ve dönemin etkili feministlerinin hikayelerine de dokunarak, ABD’deki kadın hareketinin, siyaset ve kültür dünyasını nasıl değiştirdiğini gösteriyor.

NORTH OF NORTH
KUZEYİN KUZEYİ

Küçük ve birbirine sıkı sıkıya bağlı bir Arktik kasabasında yaşayan genç bir  anne, kasabanın “altın çocuğu” olarak görülen eşinden ani  bir şekilde ayrıldıktan sonra hayatını yeniden kurmaya çalışır. Bir iş bulur, İnuk topluluğunun kültürel değerleriyle, yaratıcılığını birleştirir, gücünü yeniden toparlar.

UYUMSUZ

Gerçek bir hikayeden kurgulanmış olan filmde Sally Alexander, kadın özgürlüğü hareketi savunucusu bir grup ile tanışır. Çeşitli eylemler düzenleyen bu hareketin sıradaki hedefi 1970’te Londra’da düzenlenen Dünya Güzellik Yarışması’dır. Yarışmanın kadınları aşağılamaktan başka bir şey olmadığını düşünen bu kadınlar,  özgürlükleri için her şeyi göze almışlardır… Ve harekete geçerler!